10 Kasım 2010 Çarşamba

Bir televizyon Programı ve düşün”dürdük”leri

Bize benziyorlar, evet. Asabi sürücüleri, esmer tenleri, İngilizcelerinin bozukluğu ve toplu konut idaresinin anlaşmalı olduğu mimarlık bürosunun marifetiymiş gibi duran apartmanlarıyla tıpkımızın aynıları.

Milano’yu keşfetmiş olmanın zevkiyle odama gelip tv’yi açtığımda durduğum tek kanal yarı çıplak sarışın kızların ortasında parlak kırmızı takımlı, şişman, kel, tıfıl bir adamın şaklabanlık yaptığı programın olduğu kanaldı. Aha! dedim, show tv çekiyor. (Güner Ümit)

Sonra kamera birden mutfak tezgahı görünümlü dekorun arkasında duran kadın peruğu takmış buruşuk bir adamadöndü. Adam, ince çıkarmaya çalıştığı sesiyle çığırırken yanındaki başka bir fıdıl da elindeki oyuncak kamerayla başka şaklabanlıklar yapıyordu. Tam, çirkin ve kaybeden insanlara iş kapısı olsun diye programı yaptığını düşünüp kanala saygı duyacaktım ki, Harry Potter’dan Teletabi’lere kadar 90 kuşağının birçok kült filmiyle dalga geçtiler. Aha! dedim star tv çekiyor. (Metin Uca)

Sonra sahnede birden liseli kız kılığına girmiş dans eden, sakalları yeni terlemiş ergenler gördüm. Aha! dedim, atv çekiyor. (Petek Dinçöz)

Sonra ekranda şarkı söyleyip kızlardan biriyle dans eden bir adam belirdi. Onun yanına da oduncu yelekli bir adam geldi. İtalyanca sanırım “Noluyo la burda?” gibi bir şey dedi ve hemen ardından da ekranda mükemmel bir montajla sarı parlak gömlekle belirip dans etmeye başlayınca Aha! dedim, atv kesin çekiyor. (İbrahim Tatlıses)

Yani sayın seyirciler, Milano’da hiç yabancılık çekmedim. Tüm gün boyunca soluksuz izlediğim tek şey Duomo Katedrali’ndeki pazar ayiniydi. Papa’nın kendisini değil ama fotoğrafını gördüm. İyi birine benziyor.


Ciao!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder